• BIST 13860.59
  • Altın 6424.5
  • Dolar 46.1068
  • Euro 53.2546
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Avrupa Birliği'ne açılan kapı; Duisburg

Avrupa Birliği'ne açılan kapı; Duisburg
Avrupa Birliği’nin en çok teşvik alan şehri Duisburg’un Hıristiyan Demokrat Belediye Başkanı Adolf Sauerland, Türk yatırımcılarının Avrupa Birliğine açılan kapısının Duisburg olduğunu söyledi.

AB’ye açılan kapı; Duisburg

Avrupa Birliği’nin en çok teşvik alan şehri Duisburg’un Hıristiyan Demokrat Belediye Başkanı Adolf Sauerland, Türk yatırımcılarının Avrupa Birliğine açılan kapısının Duisburg olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği’ne yatırım yapmak isteyen Türk girişimcilerin önünde en büyük engellerden birinin vize problemi ve çalışma izni olurken, Duisburg Büyükşehir Belediyesi bunları aşmak için AB ve Almanya Hükümeti ile oluşturduğu yapı sayesinde yeni kolaylıklar sunuyor.

Dünyanın en büyük iç limanı olan ve Avrupa’nın lojistik üssü konumunda bulunan DuisPort, Türk girişimciler için mükemmel bir alt yapısı ve Avrupa’nın yüzde 80’ine ulaşan, ulaşım modları ile yatırımcılara göz kırpıyor.

Ruhr Havzası’nda yer alan Duisburg kenti Almanya’nın sanayi şehrinden, Avrupa’nın lojistik merkezi konumuna gelmiş durumda. Bölgedeki kömür ve maden yataklarının kapatılması ile birlikte yavaş yavaş kabuk değiştirmiş. Değişime en büyük desteği Avrupa Birliği fonları katkı sağlamış.

Bu konuda Hıristiyan Demokrat Belediye Başkanı Adolf Sauerland’ın çalışmalarını göz ardı etmek mümkün değil. Yeni başkan, tam bir yatırım seferberliği başlatmış. Duisburg, Avrupa Birliği fonlarından en çok yararlanan kent konumunda. Teşvik Dairesi Başkanlığı (GFW) ve Türk İşadamları Derneği’nin (TİAD) önderliğini yaptığı Uluslararası Ticaret Merkezi (IHZ) yatırımcıların önündeki engelleri kaldırmakla görevli. Duisburg, Doğu Almanya’dan katılan kentleri kapsam dışında tutarsak, Batı Almanya’da en yüksek teşviklerin olduğu bir şehir.

Konu ile ilgili Deniz Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Recep Canpolat’a özel açıklamada bulunan Duisburg Büyükşehir Belediye Başkanı Adolf Sauerland, yolların kesiştiği Duisburg’a Türk yatırımcıların gelmesi konusunda her türlü alt yapı çalışmalarının tamamlandığını belirtti.

Türkler Duisburg'a niçin gelmeli?

Kentte yaşayan birçok Türk vatandaşının iki dil bilmesi ve burada eğitim görmesinin, yeni gelecek Türkler için bir avantaj olacağını vurgulayan Duisburg Büyükşehir Belediye Başkanı Adolf Sauerland, bunun entegrasyon konusunda da hiçbir problem yaşamayacakları anlamına geldiğini söylüyor. Sauerland, Türklerin yatırıma gelmeleri için diğer bir neden olarak ise, Duisport’un, yolların kesiştiği bir noktada ve dünyanın en büyük iç limanı olmasını gösteriyor ve ekliyor, “Lojistik alanında iş yapacak firmalar için mükemmel bir altyapı onları bekleyecek.”

Duisburg’taki Türk İşadamları Derneği (TİAD) ile Türkiye’ye bir tanıtım gezisi yaptıklarını ifade eden Başkan Sauerland, “Özellikle İstanbul ve İzmir ile çalışmaların yoğunlaştırılması gerekiyor. Duisburg’un kardeş şehri Gaziantep ile de, ne gibi projeler oluşturabiliriz, bunun araştırmasını yapıyoruz. Eyalet yönetimi ya da Duisburg’lu Türk işadamları ile yeni bir gezi düzenleyip, yeni kontaklar kurma konusunda çalışmalar yapmalıyız” diyor.

Çözüm üreten Vize Komisyonu

Artık kanayan bir yaraya dönüşen vize işlemlerine de değinen Sauerland, bu konuda da şunları söylüyor: “Türkiye, henüz Avrupa Birliği üyesi değil. Ama, özel bir statüsü olduğunu da gözardı etmemek gerekir. Ancak, sınırları da görmek lazım. Kişilerin vize alması konusunda yaşadıkları sıkıntıları biliyoruz. Bir belediye başkanı olarak benim de, kesin çözüm üretmem mümkün değil. Şirketlerin yerleşmesi noktasında karar noktası, Duisburg Ticaret Odası ve Yabancılar Dairesi’dir. 2007 Ağustos ayından itibaren bir vize komisyonu kurduk. Bu komisyonun ilk incelediği de, Duisport projesi üzerinden gelen bir firmaydı. Söz konusu firmaya, çok kısa bir sürede oturma ve çalışma izinleri alındı. Buraya gelecek firmalar, projelerini iyi anlatırlarsa, vize ve oturum izni konusunda problem yaşanmaz.

Duisport projesi avantajlı

Duisburg’un Avrupa’ya açılan kapıdan çok, dünyaya açılan bir kapı olduğunun altını çizen Başkan Sauerland, “İngiltere’nin Manchester kenti ile her gün tren seferi gerçekleştiriliyor. Moğolistan’la bağlantı seferler var. Treyler ile Paris 5 saat, 8 saatte de Londra’ya gidersiniz. Yani 8 saatte 60 milyon insana ulaşabilirsiniz. Duisburg, bizce Avrupa’ya açılan kapıdan çok dünyaya açılan bir kapıdır. Dusseldorf Havalimanı da, dünyanın uluslararası havalimanları arasında. Orada yoğunluk olursa, Hollanda sınırında, ciddi lojistik faaliyetlerin yapılabildiği Wetze Havaalanı çok yakın. İsmi bizde saklı bir Türk havacılık şirketi de, buradaki havaalanını kullanmak için görüşmeler yapıyor” sözleriyle tamamlıyor sohbeti.

Dünyanın en büyük iç limanı: DuisPort

Duisport Limanı, iç limanlar arasında dünyada bir numara. İlk 100 liman arasında ise 84. sırada yer alıyor. Özellikle Hollanda’da, sıkışıklıklar yaşandığı göz önüne alınırsa, yoğunluğun bir kısmının buraya kaydırılması bölgeyi rahatlatacak gibi gözüküyor. Yıllık elleçleme kapasitesi 100 milyon ton civarında. Liman, 1000 hektar üzerine ama çok dağınık bir alana kurulmuş. Yaklaşık 1 milyon TEU konteyner elleçleme kapasitesine sahip. AB ülkelerinde, artık klasik olarak anladığımız sınır bölgelerinde gümrükleme işlemleri yapılmıyor; ülke içine çekilmeye çalışılıyor. Buna en çarpıcı örnek olarak Hollanda örneği verilebilir. Rotterdam Limanı’na gelecek bir yükün gümrüklemesinin mutlaka Rotterdam Limanı’nda yapılması gerekmiyor. Örneğin, Venlo şehrinde de bu işlemi yaptırabiliyorsunuz. Duisburg’taki sistem de buna yakın. Böylece işlemlerin daha hızlı hale getirilmesi mümkün oluyor.

Ren Nehri, Avrupa’nın en fazla yük taşıyan nehri. Yalnız, özellikle konteyner taşımacılığında bir handikapı var. Köprüler nedeniyle, en fazla iki kat yükleme yapılabiliyor. Amsterdam, Antwerp ve Rotterdam limanlarına yakınlığı limanın en büyük avantajları arasında. Rotterdam 200 km, Antwerp 180, Amsterdam ise 210 km civarında. Bu limanlarda sıkışıklıklar yaşanması; ayrıca aşağıda Köln, Dusseldorf gibi ekonomi merkezlerinin olması; diğer tarafta da Ruhr’un (Essen, Dortmund, Bochum) ayrıca etkin olan bir ekonomi merkezi olması ve Duisburg’un da, tüm bu merkezlerin kesişme noktasında kalması, bölgenin değerini oldukça artırıyor.

Liman dolmak üzere, ama her gelene de yer verelim mantığı yok. Tabi ki, boş alanlar bulunuyor. Ama, Almanya’da planlama hukuku diye bir yasa var. Bu alanların bir kısmı ikamet, bir kısmı küçük işletmeler, bir kısmı da doğal ya da rekreasyon alanları olarak ayrılmış. Yetkililer, bu dengeleri korumak zorunda. Ren Nehri’nin kenarları çoğunlukla işletmelerle dolu. Bu işletmelerin de kendi terminalleri var. Limanda depo, arazi ve full servis veren firmalar bulunuyor. Full servis veren firmaların deposu, treyleri hazır; dağıtım organizasyonu kurulmuş. Kapasitesi olmayan ama başka firmaların hizmetlerinden yararlananlar da var. Yani Türk firmaları gelip kendileri bir merkez kurabilir; mevcut bir depoyu kullanabilir ya da faaliyetteki lojistik firmalarının kapasitelerinden yararlanabilirler. Duisport, şu an 36 bin kişinin geçim kaynağı. Limanın geliştirilmesi ve Ar-ge çalışmaları için TÜBİTAK benzeri bir enstitü bulunuyor. Ayrıca, telsiz, barkod sistemleri ile ilgili bir kurum daha var.

Kenti kalkındıran Türkler

Uluslararası Ticaret Merkezi (IHZ) uluslararası bölgesel bir kalkınma projesi olarak ortaya çıkmış. Önemli bir farklılığı bulunmakta. Yabancı düşmanlığının gittikçe arttığı gözlemlenen Almanya’da bir etnik topluluk, ülkenin bir kentinin yatırım üssüne dönüştürülmesi için seferber oluyor. Türk İşadamları Derneği’nin (TİAD) önderliğini yaptığı projede temel amaç, yatırımın önünü açmak. Bir ilki oluşturan proje, etnik ekonominin kent kalkınmasındaki rolünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Şirketlere 125 farklı kredi

Yeni kurulan bir şirket için 125 farklı kredi ve teşvik imkanı var. Firmanın kuracağı deponun dış cephesinin yapılması, çevreye zarar vermemesi gibi konulardan tutun da, istihdamla, ar-ge ile ilgili çok farklı teşvikler bulunuyor. Burada anahtar kelime iş planı. Yatırım konsepti ile gelen firmalara detaylı yanıt veriliyor. Şirketlerin belli bir ciroya ulaştıkları 2-3 yıl içinde 5 milyon Euro’ya kadar kredi imkanları var. Bunların faiz oranları da, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarına yakın. Geri ödemeleri de, şirketlerin kendi isteklerine göre değişiyor. Anahtar kelime, firmanın kendini iyi anlatabileceği bir konseptin hazırlanması. Nasıl teşvik ve kredi alabilirler, onu da IHZ ya da GFW’den öğrenmek mümkün.

Harcamanın yüzde 28’ni devlet karşılıyor

Öncelikle kuruluş masraflarını karşılamak için 3 bin Euro veriliyor. Onun ötesinde kurulacak şirkete ait bilgisayar, makine, mobilya (araç, bina, depo hariç) için 150 bin Euro’yu geçmek şartıyla yüzde 28’ine kadarını devletten geri alma imkanları var. Bunun yanı sıra, çalışacak elemanın brüt maaşının yüzde 50’sine kadarını 6 ay devlet karşılayabiliyor. Eğer, aldığınız eleman uzun süredir işsiz ya da özürlü ise, bu oran yüzde 90’a ve iki yıla kadar çıkabiliyor. Yani teşviklerde hemen her şey detayda gizli. Teşvik oranları Doğu Almanya’da çok daha yüksek. Batı Avrupa’da ise; teşvikte de, kredi de Duisburg liderliği bırakmıyor.

www.UlasimOnline.Com

Bu haber toplam 8932 defa okunmuştur
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Ulaşım Online | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48-32 | Faks : 0212 970 87 88 | Haber Scripti: CM Bilişim