İş dünyası 'yargı krizi'nde tek bir ağız!
İş dünyasının önde gelen isimleri, yargıdaki son gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker, yaptığı açıklamada, Türkiye'de bu tür konuların gündeme gelmesinden dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Küresel krizin hala gündemde olduğunu belirten Parseker, ülkenin, sanayinin önünün açılması ve istihdam sorununun çözülmesi gibi konular öncelikli olmak üzere, tamamen ekonomiye odaklanması gerektiğini vurguladı.
Parseker, şunları söyledi:
''Lüzumsuz yere birçok değişik konuda, şu an patinaj yapmakta ve boş yere zaman kaybetmekteyiz. Vergi ve hukuk reformlarını içeren yeni ikinci nesil reform paketlerini konuşarak, bu reformları bir an önce halletmeli ve çözüme kavuşturmalıyız. Türkiye, özel sektör eliyle büyüyecektir. Özel sektörü teşvik eden, destekleyen konuları bir bir gündeme getirerek çözmek zorundayız. Bugünkü meclisin bu reformları hayata geçirecek gücü vardır, yeter ki odaklansın.''
''YARGININ İNOVASYONA İHTİYACI VAR''
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili İbrahim Burkay da Ar-Ge ve inovasyonun, sadece sanayi ve üretimde değil tüm kurumlarda olması gerektiğini ifade etti.
Burkay, şöyle konuştu:
''Yargının inovasyona ihtiyacı var. Ar-ge çalışması yapmak, belki bir çalıştay yapmak lazım. Sırf yargı değil, Türkiye'deki tüm kurumlarda bütün süreçlerin gözden geçirilip, yeniden yapılandırılması şart görünüyor. Bir reform bekliyoruz.''
''BUNLAR GELİR VE GEÇER''
Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Abdulkadir Konukoğlu ise yargının verdiği kararlara herkesin uymak zorunda olduğunu hatırlattı.
Sanayicinin, politikalarla işi olmayan, kendi hedeflerini gören ve çizen kişi olması gerektiğini ifade eden Konukoğlu, ''Bir koltukta iki karpuzu yürütmek olmaz. Bence sanayici sanayiciliğini, politikacı politikacılığını yapsın'' görüşünü dile getirdi.
Konukoğlu, bazı sanayicilerin ortamdan tedirgin olabileceğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
''Sanayiciliği iyi bilen, bu konuda kulaklarını her şeye tıkayıp yoluna devam eden insanların, daha çok ileriye gideceği kanaatindeyim. Türkiye'de bunlar gelir ve geçer. Biz yıllardan beri neler görmedik ki. Demokrasi olan ülkelerde, daha çok demokratik açılımlarda bu gibi haller olur. Herkes işini yapsın, politikayı bıraksın, hedeflerine baksın, elinde çantası 'ihracat' diye koşsun.''
Yargı'nın, kanun içerisinde uyguladıkları şeylere sanayiciler olarak 'şöyle veya böyle' diyemeyeceklerini belirten Konukoğlu, ''Biz yolumuza bakıyoruz. Yargı yargının işi, politika politikacının işidir. Son yaşananlar; bazen yağmur yağar bazen bulut çıkar ya onun gibidir....Bunun, ekonomiyi zedeleyeceği kanaatinde değilim. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde bu gibi şeyler olur'' dedi.
''BEKLEYİP GÖRECEĞİZ''
Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Arif Özer de son gelişmelerin iş çevrelerini olumsuz yönde etkilediğine işaret etti.
Ne olduğunu tam olarak bilemediklerini, olanları endişeyle izlediklerini ifade eden Özer, ''Her şeyden önce 'gündemde ekonomi, istihdam olması lazım' derken bakıyoruz ki çok farklı olaylar gündeme geliyor. Bunu istemiyoruz. Olayları endişeyle izliyoruz. Bekleyip göreceğiz'' dedi.
Özer, ekonomide son zamanlarda iyi bir ivme kazanılmasına rağmen son olayların moral bozukluğuna yol açtığını vurgulayarak, hem ekonomiyi hem moralleri etkileyen son olayların, bir şekilde çözüme kavuşmasını beklediklerini bildirdi.
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer, yargı ile hükümet arasında yaşanan gerginliği üzüntüyle izlediklerini belirterek, ''Önümüzdeki günler için kaygı duyuyoruz. Türkiye'nin gerçek gündemine dönmesini arzu ediyoruz'' dedi.
Koçer, yargıdaki son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye'nin ana gündeminin işsizlik, ekonomik kriz, istihdam, ihracat, büyüme olması gerektiği bir dönemde gündemde bu tarz olayların olmasının kaygı verici olduğunu söyledi.
Nejat Koçer, ''Türkiye'nin kurumları arasında yaşanan bu gerginliği üzüntüyle izliyoruz. Önümüzdeki günler için kaygı duyuyoruz. Türkiye'nin gerçek gündemine dönmesini arzu ediyoruz'' diye konuştu.
Erken seçim tartışmalarına da değinen Koçer, seçimlerin zamanında olmasını temenni ettiklerini söyledi.
Koçer, şunları kaydetti:
''Türkiye, her seferinde bir seçim yaptıktan yeniden erken seçim yapma düşüncesinden kurtulmalı. İstikrarı olmalı. Bu günlerden başlayarak, daha önemli bir süre varken Türkiye'nin gündemine fazlasıyla erken seçimi sokmanın ekonomiye hiçbir faydası yok. Türkiye'nin istikrarlı bir gündeme ihtiyacı var.''
-''GÜNDEM BAŞKA YERLERE ÇEKİLMEMELİ''-
Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu (GÜNSİAF) Başkanı Cahit Erbalcı da gündemin başka yerlere çekilmesinden üzüntü duyduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
''2010 yılında ülkemiz artık bu ekonomik krizi atlatıp düzlüğe çıktı. Bu ilerleme devam ederken, tartışmaların olması bizleri üzüyor. Olmamasını terci ederiz. Bunun da belli mercilerce tekrar ele alınıp masaya yatırılmasında yarar var. Gündemin başka yerlere çekilmesi bizleri üzüyor.''
Mersin'de, iş çevreleri, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasının ardından başlayan tartışmaların ekonomiye yansımalarını değerlendirdiler.
Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada ekonomik kriz tamamen bitmemişken, ülkede ekonomik krizin yavaş yavaş yerini istikrara bıraktığı şu günlerde, siyasetin ekonominin önüne geçmemesi gerektiğini bildirdi.
Bu tür çekişmelerle ekonomiye zarar verildiğini öne süren Özdemir, şöyle dedi:
''Gelecekten emin olabilmek için Türkiye'de ekonominin ön plana çıkması lazım. Ama görüyoruz ki, siyaset ekonominin önüne geçiyor, bu tür kısır çekişmeler ekonomiye zarar verir. Çünkü, dünyada kriz halen devam ediyor. Türkiye, bu krizden fazla etkilenmemiş gibi gözüküyor. Kurlar 2001 yılındaki gibi anormal değil, faiz ve enflasyon düştü. Bu nedenle Yunanistan'ın başına gelenleri ibret almak gerekiyor. Yunanistan'ın başına gelenlerin önümüzdeki günlerde, İspanya, Portekiz ve İrlanda'nın da gelmemesi için AB yoğun çaba sarf ederken, Türkiye'nin ekonomiyi sağlama alması gerekiyor. Gerek hükümet, gerekse muhalefet yetkilileri konuşmalarına dikkat etmeli. Ülkeyi gerecek, konuşmalardan kaçınmalıdırlar.''
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut ise, Türkiye'nin gündeminin ekonomi olması gerektiğini savundu.
Ülkedeki kısır çekişmelerin ekonomiye zarar vereceğini iddia eden Aşut, ''Tüm kesim lütfen konuşmalarına çok dikkat etsin. Ülke ekonomisinin daha üst seviyelere çıkartılması için, ekonomiyi ve demokrasiyi zedeleyecek açıklamalardan kaçınılması gerekiyor. Türkiye'nin gündemi çekişmeler değil, ekonomi olmalı'' dedi.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki iş adamları, yargıda yaşanan son gelişmeler ve tartışmaların ekonomiye zarar vermesinden endişe duyuyor.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasının ardından HSYK'nın özel yetkili savcılarla ilgili kararı sonrasında Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in yaptıkları açıklamaları AA muhabirine değerlendiren iş adamları, bu konudaki sorunun en kısa sürede çözüme kavuşturulmasını istediler.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Galip Ensarioğlu, Türkiye'de bir değişim sürecinin yaşandığını ancak değişime karşı olan kurum ve kişilerin bu değişim sürecine direnmeye çalıştığını söyledi.
Türkiye'deki tartışma ve gelişmelerin demokratik bir olgunluk içinde yaşanması gerektiğini ifade eden Ensarioğlu, şöyle dedi:
''Tartışmaların yaşanması kaçınılmazdır. Tartışmanın devamı ülke ekonomisine büyük zarar verir. Bunların yaşanması da değişim sürecinde normaldir. Demokrasiyi içine sindiremeyenler bu tür dirençler gösterebiliyor. Değişim süreci kısa sürede tamamlanmalıdır. Bu süreçte kurumlar birbirlerini yıpratmamalıdır. Yargı çevresindeki son gelişmeler ülke ekonomisine zarar veriyor. Kaos ve belirsizlik ortamında yatırımcı, yatırımını askıya alır. Bu gelişmeleri yabancılara anlatmakta zorluk çekeriz. Biz yurt içinde bu türde yaşananlara ve olağanüstü durumlara alışığız. Ancak, yabancı yatırımcı bu ortamlardan büyük rahatsızlık duyar. Artık ülkenin durumu netleşmelidir. En kısa sürede sorun giderilmelidir.''
Mardin Sanayici ve İş Adamları Derneği (MARSİAD) Başkanı Nasır Duyan ise yargıdaki tartışmanın, kurumların yanı sıra ekonomi ve siyasete büyük zarar vereceğini dile getirerek, ''Yargı çevresindeki sorun en kısa zamanda çözülmeli. Bu durumun devam etmesi yatırımcıyı ürkütür, yeni yatırımlarını askıya almasına yol açar. Yabancı yatırımcının da Türkiye'ye bakış açısını olumsuz etikler. Aksi takdirde ekonomide telafi edilmesi zor ve maliyetli olacak sonuçlara yol açabilir. Herkesin bu ortamda sağduyulu şekilde hareket ederek sorunu çözüme kavuşturmalıdır'' diye konuştu.
Siirt Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Özgür Çalapkolu da Türkiye'de tek gündemin ekonomi olması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Ülke ekonomisinin iyiye gittiği bu dönemde bu tür sorunlar çok büyük zarar verir. Son günlerdeki gelişmelerden yatırımcı büyük endişe duyuyor ve ürkek hale geliyor. Bu nedenle bu tür sorunların ivedi olarak çözümü ve bir daha yaşanmaması içinde acil olarak başta Anayasa değişikliği olmak üzere gerekli yasal değişikliklerin yapılması gerekir. Aksi durumda tartışmalar büyür ve ülkeye büyük zarar vererek, ekonomiyi sekteye uğratır. Gündeme sadece ekonomi olmalı ve ekonominin daha da iyi hale getirilmesi için alınacak önlemler üretilmelidir. Ekonomimiz kırılgan bir yapıya sahip olduğu için büyük sıkıntılara neden olabilir. Bu tür durumların yaşanmaması için gerekli çabanın gösterilmesi lazım. Son gelişmeler ayrıca Avrupa Birliği sürecinde ülke imajını da yıpratıyor.''
Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Halil İbrahim Keleş, ''Son günlerde yaşanan süreci bir hukuk kurumu olarak değil, bu toplumun dinamiklerini oluşturan kurumlar olarak tereddütle takip ediyoruz'' dedi.
Keleş, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasının ardından HSYK'nın özel yetkili savcılarla ilgili kararı, sonrasında Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in değerlendirmelerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumsal huzur ve barışın sağlanması ve korunmasının, yalnızca yasama, yürütme ve yargının sorumluluğunda olmadığını bildirdi.
Onlara yardımcı olmak, işlerini daha iyi yapmalarını sağlamanın herkesin sorumluluğundaki bir konu olduğunu bildiren Keleş, şunları kaydetti:
''Zira kuvvetler ayrılığında tarafları meydana getiren yasama, yürütme ve yargı toplumsal dinamiklerden aldıkları güçle işlerini daha sağlıklı yaparlar.
Bu bağlamda ticaretin, gelir kaynaklarının arttırılması, ulusal gelirin hakça paylaşılmasının sağlanmasında gerekli çalışmaları yapan kurumlar olarak önceliğimiz insanlarımızın refahının arttırılması konusundaki faaliyetlerimize paralel olarak huzurun tesis edilmesinde de toplumsal katkımızı ortaya koymaktır.
Bu amaçla, son günlerde yaşanan süreci bir hukuk kurumu olarak değil, bu toplumun dinamiklerini oluşturan kurumlar olarak tereddütle takip ediyoruz. Zira ortaya konan demeçler ve eylemlerden sonra bir huzursuzluğun baş gösterdiğini söylemek zor değil.
Kocaeli Ticaret Odası olarak umuyor ve inanıyoruz ki bugüne kadar olduğu gibi bu konuda da aklıselim hakim olacak ve huzur yeniden inşa edilecektir.''
Kocaeli'de, iş dünyasının önde gelen bazı sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri, yargı süreciyle ilgili yaşanan son gelişmelerle ilgili yorum yapmaktan ısrarla kaçındı.
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Mustafa Koca, yargıda yaşanan son gelişmeler karşısında ''Darbeci bir mantığın sökülüp atılması ve millete dayalı bir sistemin yerleşip kök salması süreci, kendisini vatanın sahibi sananları son derece rahatsız etmektedir'' dedi.
Konuya ilişkin bir yazılı açıklama yapan Koca, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) acil durum kabilinden kullandığı ''sınır aşan inisiyatifin'', hukuka olan güveni sarsma açısından son derece yıpratıcı etki oluşturacağını bildirdi.
Türkiye'nin bütün kurum ve kuruluşlarıyla demokratikleşmesi sürecinin, son derece sancılı yürüdüğünü vurgulayan Koca, şunları kaydetti:
''Darbeci bir mantığın sökülüp atılması ve millete dayalı bir sistemin yerleşip kök salması süreci, kendisini vatanın sahibi sananları son derece rahatsız etmektedir. Ama alışmalılar. Milletimiz kararlı bir şekilde kendi egemenliğini pekiştirecek istikametteki gelişmeleri canı gönülden destekliyor ve önüne çıkarılan engelleri de sabırla aşmak istiyor. Bu konuda direnç gösteren herkesi de onurla destekliyoruz.
ASKON olarak, bu yıpratıcı süreçte normalleşme sürecine giden yolun ışıklarını görüyor ve bu mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. İtalya'da bu temizlik faaliyeti yapılırken en büyük zorlukların da yargı cephesinde yaşandığı gerçeğini de unutmuyoruz. En doğru yaklaşım ve politikalarla, tez elden sivil bir Anayasa çalışmasının devreye sokulmasının son derece önemli olduğunun altını çiziyoruz. Bu tutumun kimse ile bir hesaplaşma ve rövanş özelliği taşıdığını düşünmüyoruz. Millet kendi iradesini daha doğru ve demokratik olarak kullanmak istemektedir. Mesele bundan ibarettir. Yargı da demokratlaşmak zorundadır. Anlamsız direnişler fayda vermeyecektir. Maalesef bunlar yapılırken hukukun sınırlarının zorlanması da söz konusu olmaktadır.''
Rumelili Yönetici İş Adamı ve Sanayiciler Derneği (RUMELİSİAD) Başkan Yardımcısı Erol Kılıkçıer, Türkiye'de son günlerde yaşanan tartışmaların, en büyük sosyal sorun olan işsizliğin çözümüne olumlu etki yapmasının mümkün olmayacağını bildirdi.
Kılıkçıer, yaptığı yazılı açıklamada, basın yoluyla yapılan yargı faaliyetleri hakkındaki tartışma ve çekişmelerin iş adamları tarafından üzüntü ve endişeyle karşılandığını belirtti.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihangir'in tutuklanması öncesi ve sonrasında yargı makamları arasında oluştuğu gözlenen gerilimin iş dünyasında da tedirginliğe neden olduğunu vurgulayan Kılıkçıer, kurumlar arası çatışmalar ve gerginliklerin büyük oranlara ulaştığına dikkati çekti.
Hukuki konularda bu kadar anlaşmazlığın olduğu bir ülkede yatırım yapmayı kimsenin düşünemeyeceğini belirten Kılıkçıer, şunları kaydetti:
''Türkiye'de son günlerde yaşanan tartışmalar, en büyük sosyal sorunumuz olan işsizliğin çözümüne olumlu etki yapması mümkün değildir. Nüfusumuzla birlikte işsiz sayımız da artıyor. 2008 yılı sonunda 71 milyon 511 bin olan nüfus, 2009 yılı sonu itibarıyla bir milyonun üzerinde artarak 72 milyon 561 bin olmuştur. Çalışanlarla birlikte vergi mükelleflerinin de sayısında ciddi bir azalma tespit edilmektedir. Görünen o ki ticaretle uğraşanlar, iş yerlerini kapatıp, parası olanlar da ticari faaliyete girmeyip kira ve faiz gibi garanti gelire yönelmektedir. Ülkemizin her zamankinden daha fazla çalışmaya ve üretmeye ihtiyacı vardır.''
İş dünyasının temennisinin sorunların diyalog içinde çözülmesinden yana olduğunu vurgulayan Kılıkçıer, şöyle dedi:
''Temennimiz bu tür sorunların karşılıklı basın açıklamalarıyla değil, diyalog içinde ve müzakere yoluyla hukuka uygun şekilde çözülmesidir. Hukukun bir gün mutlaka hepimize lazım olacağı, herkes için vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır. İş adamları, yatırım yapmak için huzurlu ve istikrarlı bir ortamı aramaktadırlar. Türkiye'nin yüksek kalkınma hızını yakaladığı yıllar, daima istikrarın olduğu dönemlerden ibarettir. Yapılan karşılıklı basın açıklamaları temelde çatışma olarak algılanabilmektedir. Konunun bir an evvel ortak zeminde çözülmesi en büyük dileğimizdir.''































