SİLAH DOĞRULTANA MİSLİYLE MUKABELE EDECEĞİZ
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Silah doğrultana misliyle mukavemet edeceğiz, ama yaşın yanında kurunun yanmasına izin vermeyeceğiz'' dedi.

28 Şubat 2010 / 17:02
Yıldırım, ''demokratik açılımı'' çalışmalarını anlatmak üzere düzenlenen ''Türkiye Buluşmaları'' adlı dizi konferanslar programı kapsamında, İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde verdiği ''Lojistik, Ulaşım, Teknoloji ve Demokratik Açılım'' konulu konferansta, açılım, birlik, beraberlik meselesinin yeni olmadığını, 72 milyonun bunu istediğini belirtti.
Kafalarda ''Acaba teröre prim mi veriliyor, dış güçler Türkiye'yi bölmek mi istiyor, hükümet buna çanak mı tutuyor, Doğu'da bağımsız bir devletin altyapısı mı hazırlanıyor?'' diye sorular bulunabildiğini kaydeden Yıldırım, bu konuların çok istismar edildiğini, bu nedenle de soruları soranların haksız olmadığını söyledi.
Bakan Yıldırım, 1924 Anayasası'nın şimdiye kadarki en özgürlükçü anayasa, daha sonrakilerin ise yavaş yavaş milletin elindeki yetkileri alma girişiminde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bugün herkesin bir tarafını beğenmediği bir anayasa var. 25 sefer kısmi değişiklik yapılmış, çözüm olmamış. O halde gelin yargı ve hukuk reformunu, anayasa değişikliğini yapalım sorunları çözelim diyoruz. İlk üç madde, Türkiye Cumhuriyettir, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir, resmi dili Türkçe'dir, bizi bağlayan ay-yıldızlı bayrağımız, sözleşmemiz İstiklal Marşımızdır. Bunlarda hiçbir şekilde tartışma olamaz. İster iç, ister dış güçler, bundan asla ve asla bir parça bir kırıntı koparamaz. Bu konuyu da kimse istismar etmeye gayret etmesin. Bunun tersini söyleyen yok. Bunu söyleyenlere polisimizle, askerimizle misliyle mukavemet ederiz. Başka türlü muamele etmeyiz. Bunu yaparken de masumları ayrı tutmalıyız. Silah doğrultana misliyle mukavemet edeceğiz, ama yaşın yanında kurunun yanmasına izin vermeyeceğiz.
Terörle hiçbir şekilde pazarlık yapılamaz. Biz kabile devleti değiliz. Bin yıllık bir devlet geleneğimiz var. Şimdi bizi bunlarla suçlayanlar, 'Terörü meşru hale getirip, terörist başını serbest bırakacaklar, proje ithal' diyenler... Biraz insaf, merhamet diyor insan. Ölçü, izan lazım. İki karşılaştırma yapalım, terörist başının bu ülkeye yakalanıp getirilmesini biliyorsunuz. Mahkeme sürecini de biliyorsunuz, verilen kararı da. O kararın daha sonra iki sene bekletilip, Ceza Kanunu'nu değiştirilerek infazının nasıl ertelendiğini, engellendiğini de biliyorsunuz. Şimdi bunu yapanlar bizi ihanetle suçluyorlar. 40 bin insanımızın kanına gireni affetmek mi ihanet, yoksa birliği, beraberliği tesis etmek mi ihanet? Onun bunun lafına göre hareket etsek, işte 1 Mart tezkeresi orada. Tüm dünya üzerimize geldi. Türk milleti dindaşıma, komşuma bu ülke topraklarını kullandırmam dedi mi, demedi mi? Bizi onlar yönetiyorsa bu kararı kim verdi? Türk milleti verdi, sizin bağrınızdan çıkan Büyük Millet Meclisi verdi. Dünyaya en büyük dersi verdi. Kimse çamur atmaya kalkmasın o çamur üzerlerine yapışır kalır.''
Bu reformları yapacaklarını belirten Yıldırım, ''İnsanımızın yaşamını güvenlik ve özgürlük arasına sıkıştırmaya hakkımız yoktur. Hem güvenliği sağlayacağız, hem de özgürlükleri alabildiğine genişleteceğiz. Biz bundan daha ağır dönemleri yaşadık, geçirdik. İşte demokratik açılımın ana nedenlerinden biri bu, bölgesel farkları ortadan kaldırılması'' dedi.
Yıldırım, hükümetin kararlı politikalarıyla, birçok ülkenin terör örgütünü ''terör örgütü'' ismiyle tanıdığını söyledi.
-TRT 6 YAYINI-
Bakan Yıldırım, TRT 6'nın yayına başladığını hatırlatarak, bazılarının ''Bölücülüğü bu hükümet kendisi başlattı'' eleştirilerinde bulunduğunu kaydetti.
TRT 6'nın yayına başlamasına terör örgütüne yakın duran, siyaset yapan, onu destekleyen kişi ve kurumların şiddetle karşı çıktığını ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:
''Acaba burada bir yanlış yok mu? Yıllarca biz kendi kültürümüzü, dilimizi öğretelim, anlatalım diye talepler yok muydu? Vardı. İşte alın size TRT 6. Karşı çıktılar. Demek ki yapılan iş doğru bir iştir. Piyasalarını kaybediyorlar. Eğer TRT 6'yı başlatmasak, kendi kültürlerini en iyi şekilde, en doğru şekilde izletmezsek, uydudan binlerce milyonlarca insana zaten ulaşıyorlar. Teknolojiye yasak getiremezsiniz. Artık her şey Ankara'da konuşulup Ankara'da kalmıyor. Anadolu'nun en uç noktasında anında duyuluyor, kanaat oluşuyor, tepkisini buluyor. Siz doğru şeyleri vermezseniz başkaları yanlış şeyleri vermeye devam eder.''
-''ORTAK PAYDALARIMIZ DAHA ÖNEMLİ''-
Türkiye'de yaşayan herkesin kendini birinci sınıf vatandaş olarak gördüğü zaman gerçek anlamda demokrasinin başarılmış olacağını ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Önceliği insan olmayan hiçbir proje Türkiye'ye ve millete bir şey vermez. Binlerce yıllık devlet tecrübesi bize, farklılıklara tolerans göstermeyen hiçbir devletin bu topraklarda payidar olamadığını göstermekte... Ortak paydalarımız farklılıklarımızdan daha fazla ve daha önemli. Ortak paydalarımızın anlamlı olması için farklılıklarımızı içimizde müsamaha ile barındırmamız gerek. Kimsenin kendini öteki görmeyeceği bir Türkiye, tarihinin en güçlü ülkesi olacaktır.
Açılım toplumu ayrıştırmak değil, ayrışmaya başlayan toplumu milli ülkülerimiz doğrultusunda bir araya getirmek için tazelenmiş bir hedeftir, söylemdir. Çatışma kültürü bizim doğamıza ters düşen bir kültürdür. Darbelere, müdahalelere zemin hazırlamak için toplum mühendisliği yapılmış, siyasi cinayetler işlenmiş. Korku toplumu yaratılmaya çalışılmıştır. Ayrılıkçı terör örgütü taban kazanma eğilimine girmiştir. Olayın sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal yanı vardır. Bütün bu sebeplerden dolayı Türkiye yıllarca göğüs tahtasına saplanan paslı çiviyle yaşamak, içine kapanmak durumunda kalmıştır. Hükümetimiz bu olumsuzluklara öncelik sırasına göre çözüm üretirken, toplumsal mutabakat sağlamaya özen göstermiştir. Demokratik açılım Türkiye'nin içerde ve dışarıda gücünü artıracaktır. İddia edildiği gibi zayıflama olmayacaktır''.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Ulaşım Online
