• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C

Otobüs sektörünün sorunları ve çözümleri

Ahmet Sarıahmetoğlu

Türk otobüs sektörünün sorunları ve çözümleri

 

Otobüs sektöründe 25 senesini bir fiil her türlü basamaklardan geçerek; ‘Patron Vekili’ işlerinden, ‘Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı’ görevlerine kadar çeşitli şirketlerin, değişik kademelerinde çalıştım. Sektöre veda ettiğim bu günlerde ise ‘Üst Düzey Yöneticilik’ denetleme ve eğitim konularında senelerini geçiren birisi olarak sektör problemlerini kaleme alma kararı aldım. Bu yılların ışığında beraber çalıştığım tüm patron ve üst düzey yöneticilerine dostluk adına teşekkürlerimi bildirirken; çok şeyler borçlu olduğumuz bu sektörde gelinen durumun kendine ‘CEO’ ve ‘Üst Düzey Koordinatör’ diyen kişilerin beceriksiz yönetimlerinden ve sektörü bilmemelerinden kaynaklandığını söylüyor; yazacaklarımı onlara ithaf ediyorum.

 

Otobüs sektörü bu işe gönül vermiş, inanmış ve halka hizmeti (her türlü zor koşullarda dahi) ne pahasına olursa olsun vermeye çalışan kişiler tarafından yıllar evvel kurulmuş; çok cefakâr, milyonlarca kişiye ekmek kapısı olmuş, büyük bir sektördür. Fakat ‘gelenler gidenleri aratır’ derler ya, otobüsçülük sektörü de kısa dönem haricinde maalesef dengeyi tutturamamıştır. Kurumsallaşma yolunda mesleğe inanç, saygı ve sevgi gün geçtikçe azalmıştır.

 

Otobüs sektörüne nankörlük ediliyor

 

Türk otobüs sektörü hiç hak etmediği şekilde aşağılanıp, itilip kakılıyor… Kim ne derse desin; otobüs sektörü bugüne kadar çok kişiye ekmek vermiş, bir o kadar kişiyi de mal sahibi yapmıştır. Hatta bu sektöre emek veren kişilerin çocukları; mesleğe olan inanç ve bağlılık sayesinde refah içerisinde büyümüşler, okumuşlar hatta ‘Patron’ bile olmuşlardır. Ancak günümüzde bu kadar emek harcanan Türk otobüs sektörüne gerektiği değer verilmiyor, nankör davranılıyor. Oysa Türk otobüs sektörü saygı duyulacak ve daha nice yıllar milyonlarca kişiye ekmek verecek, Toprak Ana gibi verimliliğini sürdürecektir.

 

Bu babadan kalma gerçekleri; otobüsçüler sonradan olma tatlı su balığı zihnindeki otobüs yöneticileri (!) -masa başı dedikodularıyla, Bizans oyunlarıyla şirket yönetmeye alışmış kişiler- göremezler. Bu iş kolu masa başından organize edilemez, yönetilemez ve denetlenemez. Olayları, eksiklikleri, aksaklıklar davranış ve hizmet eksikliklerini, hizmet bozukluklarını, olayların içerisinde olamayan yöneticiler yönlendiremezler. Politikalar ve projeler üretemezler. Üstün körü diyaloglarla, inandırıcı olmayan üsluplarla, masa başı anlatım faaliyetleriyle bu güzelim sektörün dertlerine derman olamazlar.

 

Uzun seneler bu sektörde Sayın Nevzat Pekuysal Bey ile başlayan üst düzey yöneticiliğimde şunları öğrendim:

 

1. İş anlayışınız (en üst yönetici dahil) operasyonun içerisinde olmak, bir fiil olayları yaşamak, görmek ve hissetmek olmalıdır.

2. Çalışanların eksikliklerini, problemlerini birebir görmeli ve yaşamalısınız. Personelinin problemlerini bilmeyen ve onunla beraber hissetmeyen bir yönetici tarzı, bu sektörde katiyetle başarı gösteremez.

3. ‘İşe göre adam’ prensibinin uygulanabilmesini yakından takip etmeli ve taviz vermemelisiniz.

4. Patron veya vekilleri dahil en üst idari nokta ile en alt hizmet birimine kadar olan hiyerarşik süper aktif yönetimin dikey ve yatay olarak iletişim koordinasyon olarak aksamadan problemleri anında veya en kısa zamanda çözerek kartopu gibi büyümesini önlemektir. Haftanın hareketli periyodik günlerinde (Cuma-Pazar) gibi, bayram, yılbaşı gibi önemli günlerde bilhassa üst ve orta yönetim birimlerinin iş ortamının önemli noktalarında bizzat bulunmaları, notlar almaları, herhangi bir eksikte hiyerarşik ve davranış şekillerine dikkat ederek, uyarılarını yapmaları gerekir. Çeşitli zamanlarda bu tip denetlemelerde alınan notların incelenmesi ve devamlılık arz eden bildirimlerle her birim ve yöneticisinin aktif hareketliliğinin devamı sağlanmalıdır.

5. Senenin belirli zamanlarında her personel başlangıç eğitimi dışında kendini yenileme eğitimi istikrarlı yükselme bilgi eğitimi, motivasyon, sinerji eğitimini mesleki gelişimlerle ilgili olarak almalı, bu arada hijyen ve rehabilitasyon da eğitim ve bilgilerine sahip olmaları gerekir.

6. alınan her türlü personelin işe giriş ve çıkışları arasında en uzun zamanı yakalamak şirket politikası olmalıdır. Yani personel değişimi fazla olmamalıdır. Personel çalıştığı işin devamlılığına ve o şirkette geleceğine inanmalıdır. Dolayısıyla bu tip durumlar personeli şirketini ve işini sevdirmekten geçer. İşini kaybetmekten korkmayan personel verimli çalışamaz. Yaptığı işin kalitesini düşünemez. Yanında düzgün adam eğitemez olacağından her personel çalıştığı şirkete ve göreve inanarak pahalı olması lazımdır.

 

Otobüs sektöründe 2007’den itibaren bir panik yaşanmaktadır. Bu paniğin çoğu öne alınamayan basit tedbir noktalarının bilgisizlikten kaynaklanan sanal olarak problemlerin büyütülmeleridir. Ağıdan ağza herkes sektörümüzü sanki söz birliği etmişler gibi yerin dibine batırma çabalarındadırlar; yani bindikleri dalı kesmektedirler. Hâlbuki sektörün kalitesini ve motivasyonunu yükseltmek hepimiz için birinci vazife olmalıdır.

 

OTOBÜS PATRON PROFİLİ ÇOK DEĞİŞMİŞTİR

 

Otobüs dünyasını bu zamana taşıyan o vefalı zordan yılmayan, gece gündüz işinin başında personeliyle birlikte zamanında baba, zamanında ağabey olan az konuşup çok babacan tavırlarla işler yapan, patron profili yok denecek kadar azalmıştır. Sektörümüzde gösteriş, arkadan konuşma ve kıskançlık artmış, iş bilmeden, etiket üzerinden kartvizit boş konuşmalar çoğalmıştır. Birinci lig otobüs şirketlerinin başına sektörde adı sanı duyulmamış, kişiler, haklarında detaylı araştırmalar yapılmadan birinci derecede yönetici olarak şirketlerin başına getirilmişlerdir. Dolaysıyla zaman içersinde bu 3.-4. lig antrenörleri 1. lig otobüs şirketlerini de zaman içerisinde sıradan görülen b,ir otobüs şirketi durumuna getirmişlerdir. 1. ligde olan otobüs şirketi şu anda 2-3 ligtedir, kalite düşmüştür.

 

Bu arada 1. derecede gözüken şirketlerin gerilemelerinden saha bulan bazı iş adamları sektörü eski babalarımız ve ağabeylerimizden çalışma sistemlerini örnek alarak işlerinin başında gece gündüz çalışarak sektörü bilen kişileri de yanlarına alarak yeni şirketler kurmuşlar ve bu şirketler birinci sınıf şirketleri karlılık, müşteri sayısı ve aktivite olarak geçmişlerdir. Şu anki ortam tüm şirketler 5 aşağı 5 yukarı aynı çizgide ve aynı politikalarla yönetilip çalıştırılmaktadırlar. Sonradan kurulan ve iş kapasitelerini yönetim kapasitelerinin üzerine çıkarmış olan şirketler kısa vadede parasal maddi artılar elde etmişlerdir. Bu durumdaki şirket patronları bütün tecrübe ve iyi niyetlerine rağmen dengesiz büyüme ve genişlemekten kendilerini uzak tutamamışlardır. Büyüdükçe kapasite arttıkça etraflarındaki parazitler artmış, samimiyetsiz bir takım yağcılar grubu etraflarını sarmıştır. Tabii bu arada iyi niyetli dostlar hakiki davranışlar yalakalıkları yapamadıkları için patronlar gitgide şirketlerinin asıl yüzlerini bilememeye, eksik bilgiler almaya, gerçek problemleri hakkında eksik bilgiler almaya başlamışlardır.

 

Yöneticilik bir sanattır. Bunun içinde görgü, dürüstlük, dostluk, içtenlik, mertlik, babalık, ağabeylik, ciddiyet, onur, şahsiyet gibi çoğu köklerden ve doğuştan var olan yetenekler vardır. Sadece finansmanı bilmek, sadece mühendis olmak, banka etiketli olmak, patronun akrabası olmak katiyetle yetmemektedir. Bu tip eksik yöneticiler diğer, kaliteli ve işe yarar yöneticileri patrondan uzak tutup (çeşitli yalakalıklarla, oyunlarla ve ikiyüzlü hareketlerle) atı bildiği gibi koşturmak ister. Aslında bu tip jokerler koşu atını sütçü beygiri yaparlar. Şu andaki sektörün durumu budur. Bu sektör çok kapasiteli, çok çilekeş, çok verici ve yukarıda söylediğim gibi iyi bakarsan, devamlı ürün veren Toprak Ana gibidir. Bu sektörün kıymeti bilinmelidir. Yoksa bir zaman gelir ki ne yaptık biz, bu toprakları kuruttuk dersiniz.

 

Sektöre veda ediyorum ama bana bu kadar sene gece gündüz hep bir şeyler öğreten, helalinden ekmek yedirten, otobüs sektörünü, hep minnetle ve özlemle anacağım. Bütün bu yukarıda orasından burasından örnekler verdiğim bu güzel camiaya âcizane ve haddim olmayarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

 

  1. Otobüs sektörünün çok büyük bir camia olduğuna, şayet gerekenler yapılırsa daha çok kişilere ekmek vereceğine inanın.
  2. Gerçek kurumsallığı iyi öğrenin. Sonrada gereğini göstermelik değil, hakikaten yerine getirin veya getirtin.
  3. Adamına göre iş vermeyin. İşe göre hakiki yöneticiler ve personel seçin veya seçtirin.
  4. Masa başı yöneticilik yapmak isteyen her kim olursa olsun şirketinize alıp iş vermeyin.
  5. Yetkili yere alacağınız kişinin eski etiketi veya okuduğu okul bu sektör için hiç de önemli olmayabilir. Önemli olan sektörün dinamiğine uygun birisi olmasıdır. Çünkü sektörümüz her türlü problemleri bünyesinde bulundurduğundan sektörden yetişmiş değerli yöneticilere ihtiyaç vardır.
  6. Otobüsün PAF takımını hazırlayacak ve sektörden yetişmiş, o şirketi tanıyan can siper çalışabilecek monşer olmayan yöneticilerin devreye sokulması gerekmektedir. 

Bu bakımdan patronların kendi şirketlerindeki ciddi, aktif işini; şirketini seven, yönetici profili olan personellerini buldurup zaman içinde üst düzey yönetici olarak yetiştirilmelerini sağlatması gerekmektedir. Bu tip ileriye dönük, yetiştirilecek her türlü personelin bulmasına ya patron, ya tam güvenilir patron vekili veya dürüstlüğüne tam güvenilebilir yönetici kişiler tarafından tespit ettirilip şirkete kazandırılmaları sağlanmalıdır. Aksi takdirde bazı üst düzey yöneticiler gelecekte kendi yerlerini alır korkusu ile personeli ezdikleri veya bıktırıp kaçırttıkları, her şirkette her şirkette görülmüş ve hala daha devam etmektedir.

 

Sonuçta şirketin içinden alt basamaklardan gelen kişiler, zaman zaman yapılan eğitimlerle de takviye edilerek ileride şirkete çok faydalı bir yönetici olarak hazırlanmalıdır. Bazı patronlar şirketlerini kurarken veya atağa geçirirken beraber gece gündüz, omuz omuza çalıştığı mesai arkadaşlarını şirket büyüyüp iyi bir seviyeye geldiğinde bahsettiğim eski yoldaşlarını mücadele arkadaşlarını, nasıl olsa bizdendir bir yere gitmez diyerek unutmaya başlarlar. Fakat ani problemlerde veya değişik zor durumlarda yine şirkete sahip çıkan onlardır. Bir başka durumda şudur: bazı patronlar kendi işlerini (alıştıkları) bir oyun veya oyuncakları gibi gördüklerinden, çoğu doğru kararları veya yapılacak uygulamaları sırf kendisinden başkaları düşündün diye (Bir düşünelim, yetkili başka kişilerle görüşelim, yönetim kuruluna götürelim, danışalım, düşüneyim diye) ya projeyi bozarlar, ya eksik yaptırır veya yaparlar ya da karardan geç kalarak, başkalarına işi, projeyi kaptırırlar.

 

Tecrübesiz patron veya vekilleri genelde motivasyonun sinerjisini bilmezler, öğrenmek de istemezler. Neden kompleks veya yanındaki çalışanlarının önemli biri olduğunun kabullenmemektendir.

 

Kötü sporcu yoktur, kötü çalıştırıcı vardır

 

Sektörümüz bir türlü kurumsallaşamamıştır. Bundan sonrada bu lkafa yapıları ile Samimiyetsiz davranışlarlakurumsallaşmöası çok zor görülmektedir. Mesela sektörde kurumsallaşmayı en fazla ve ciddi bir şekilde isteyen şirket patronu Sayın Galip Öztürk’tür. Fakat yönetim kadrosu bir türlü bu konuyu realize edememişlerdir. Bunu sebepleri de  çok açıktır, yapılması gereklidir; fakat yapılmamaktadır. Şu anda bazı şirketler kurucularının miraslarını yemeye devam etmektedirler. Fakat çeşmenin suyu bir gün biter. Sahibi olmayan pardon der, çeker gider sonra?

 

Daha çok konular, problemler ve yapılması acil gerekli çalışmalar vardır. Fakat bu kısıtlı ortamda ancak dilim döndüğünce ve dostları (!) incitmemeye gayret ederek, şayet faydalı olursa diye katkıda bulunmak istedim. Ben de bu sektöre ve bazı patronlara bana gösterdikleri yakınlıklardan ötürü bu şekilde teşekkür etmek istedim.

 

Başta Ulaştırma Bakanımız Sn. Binali Yıldırım Bey ve Bakanlığın değerli çalışan dostlarıma, dostum dediğim herkes dostumuzdur.. fakat dostluk kelimesinin anlamını bazen yanlış öğrenmişim diye düşündüğümde çok oluyor. Otobüs taşımacılığı konaklama tesisleri ve bu sektörle ilgili tüm patronlara departman sorumlularına ve daima yanımda olan ağırlıklı dostlukları, fedakarlıkları, canı siperhane benimle çalışan tüm personel dostlarıma sevgi, saygı ve şükranlarımı iletirim.

Bu yazı toplam 5390 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Ulaşım Online | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 293 75 48-32 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim